النسخة التركية المترجمة من رواية “جريمة في رام الله””
صدرت في فبراير 2026 عن دار النشر Livera
على غلافها:
“منذ أن بدأتُ مطاردة دنيا، كان هناك شيء واحد فقط في ذهني: الركض. وبشكلٍ غير مفهوم، كنت أؤمن أنني مع كل خطوة أقترب منها أكثر.”
ليست رواية «جريمة في رام الله» روايةَ جريمةٍ تقليدية؛ بل هي حكايةُ حيواتٍ متقاطعة لأشخاص يبحثون عن الحب، ويتشبثون به، ثم يفقدونه — رؤوف، نور، ووسام. في هذه الرواية، يروي عباد يحيى بلغةٍ بسيطة لكنها مؤثرة كيف يمكن للحب أن يُحوّل الإنسان، ويُنقصه، ويُزيحه من مكانه.
تتغير حياة رؤوف بالكامل عندما يبدأ بمطاردة دنيا التي وقع في حبها من النظرة الأولى. من خلال أحلامه، وغضبه، وتقلباته، تكشف قصته حقيقةً قاسية عن الحب بكل وضوح: الحب ليس تجربة المعشوق، بل تجربة العاشق وحده.
أما في قصة نور، فلا يقتصر الأمر على حزن الهجر والانتظار، بل يمتد إلى أمل التقبّل والقدرة على المضي قدمًا. في هذا الجزء الذي يكشف البعد النرجسي للحب، يظهر أن العاشق في الحقيقة يُمسك بمرآةٍ موجّهة إلى ذاته.
أما وسام، الذي يفقد حبيبته في جريمة قتل، فيجد نفسه وحيدًا أمام غياب الحب، والحِداد، وشعورٍ عميق بالعبث. تحكي قصته عن مدى قسوة الفقد، وكيف يمكن له أن يُضعف قدرة الإنسان على التمسك بالحياة.
تدعو رواية «جريمة في رام الله» إلى التأمل في الحب من خلال البحث، والفقد، والذات؛ وهي رواية تنبثق من تفاصيل الحياة اليومية في فلسطين، وتترك أثرًا دائمًا في النفس.
“Dünya’nın peşine düştüğümden beri aklımda tek bir şey vardı: koşmak. Ve anlaşılmaz bir şekilde, her adımda ona biraz daha yaklaştığıma inanmak.”
Ramallah’ta Cinayet bir cinayet romanı değil; aşkı arayan, aşka tutunan ve aşkı yitiren kimselerin -Rauf, Nur ve Visam’ın- kesişen hayatlarının hikâyesi. Abbad Yahya bu romanında aşkın insanı nasıl dönüştürdüğünü, eksilttiğini ve yerinden ettiğini gösterişsiz fakat etkileyici bir dille anlatıyor
Rauf’un yalnızca bir kez görerek aşık olduğu Dünya’nın peşine düşmesiyle birlikte hayatı baştan sona değişir. Hayalleri, öfkesi ve gelgitleriyle Rauf’un hikâyesi aşka dair acımasız bir gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer: Aşk maşukun değil, yalnızca aşığın deneyimidir
Nur’un hikâyesinde terk edilişin ve bekleyişin hüznünün yanı sıra kabullenişin ve yoluna devam edebilmenin umudu da konu edilir. Aşkın narsistik boyutunu ele veren bu kısımda, aşık olan kişinin aslında kendi içine bir ayna tuttuğu gösterilir
Sevgilisini bir cinayette kaybeden Visam ise aşkın yokluğuyla, yasla ve derin bir anlamsızlık duygusuyla baş başadır. Onun hikâyesi, kaybın ne denli yakıcı olabileceğini ve insanın hayata tutunma becerisini nasıl zayıflattığını anlatır.
Ramallah’ta Cinayet aşkı arayış, kayıp ve kendilik üzerinden düşünmeye çağıran, Filistin’in gündelik hayatının içinden süzülerek gelen, kalıcı izler bırakan bir roman.
Livera